Aziz Yorgos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aziz Yorgos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.03.2022

Lecture de Dede Korkut Légende



Archétypales Belles-Lettres (Gökçe Yazın) dont les "soylamalar" (Dichtung) de Deli Dumrul et de Tepegöz font les sommets les plus touchants des temps du passage du paganisme au monothéisme (croyance de l'unité -Birlik-), où s'exposent en épreuve de miroir les pères et les fils...

Où on comprend d'abord l'éthos de guerrier, du simple homme, le fils, qui devait passer des épreuves de machine de guerre; la flèche pointue qui est lancée,dont le cible inanimé s'appellait "put" (idole), n'a d'autre point d'anchrage que ce cible, télos à pointe d'un éthos de vie.


D'abord, Deli Dumrul (le personnage incrédule, fou), éhonté, s'affronte Dieu qui se cache derrière ses anges (Azrail); se trouve être obliger de trouver des simulacres pour sauver sa peau (offrant à Dieu d'abord son père, ensuite sa mère, également refusés à la mort); et en 3ème acte sa femme.


Dieu monolythique, passé par l'épreuve par Deli (Fou), se trouve lui-même dans l'épreuve de mort devant Azrail qui laisse place au vouloir de Dieu; la femme se consentant à la mort à la place de mari est sauvée par le jugement de Dieu, et les congenères sont morts, le couple se sauve.


Dede Korkut qui donne son nom à ses sources inépuisables des Oğuzname (légendes d'Ogouz), est comme Hermès/ Hızır, à qui on fait appel, et qui intervient dans les affaires des hommes; baptise les nouveaux-nés et laisse leurs âges à Dieu ("adını ben koydum, yaşını Tengri koysun").


Il y a eu changement de paradigme dans l'ordre des dieux; cible (put/idole) intacte, ce nouveau Dieu,passé par l'épreuve par les Ogouz, sauve Deli qui se consente finalement à la mort, devant l'immence sacrifice de sa femme, et ainsi le couple hétérosexuel, privilégié, dépasse l'idole inanimé.


Rappellons qu'un Soylama (Dichtung) concerne d'abord la généalogie, les générations éteintes, et qui se génèrent dans la corruption et l'aliénation (d'où l'épreuve); et d'où ce double, frère perdu et elevé par le lion, l'histoire de Tepegöz,autre forme d'Enkidu, et de David biblique.


Indécidable fabulaire sur la naissance de Tepegöz (un cyclope parmi nous); s'il est une conséquence fortuite d'une copulation féerique ou un frère prodigue; il abime les Ogouz, protégé par l'impénetrabilité, sauf son oeil, percé qu'il devient hospitalier à la mort fraternelle, et réussie.


Rivalité mimétique, entre deux frères, portée à son paroxysme, violence non-réciproque, donne une raison juste à la mise à mort de Tepegöz qui la prépare et met en scène devant son frère; Dieu n'y intervient incessemment que dans la parole unilarérale, impénétrable mais consentie par lui.


Tepegöz cannibal, en possesion solitaire d'une machination secrète et féerique, une autre figure d'Héphaistos; protégé en sa chair, pourvu des armes les plus secrets en metalurgie, un homme dévorant les autres hommes, est seul et aliéné comme simulacre de sa communauté supra-animale.


Quelle bizarre metonymie des lieux (légende nomme plusieurs fois le nom de pays de Georgie (Gürcistan), dont les héraldiques présences se portent comme l'emblème l'inextricable le schize de l'Ortodoxie sous le paroxysme du nom et actes de Georges (Yorgos) l'animal humain, pécheur converti.


En apprenti, j'ai eu l'accès à des bonnes explications, non moins aux expiations, certes retenues et passées au nombre de poésies anodines, acceptables, et portant le chiasme indolore et sourde de théorétisation aphatique aux nombres, sous fastitieux et répétitif mouvement de convulsions.

15.03.2020

Onto-Theological Talks (Türkçe)


Ontologycal Talks

(Discussions, Dis-gust-tions, Dégustations (Jardin des Délices, idylles): ce qu’on ne mange pas, ce qui reste après avoir tout mangé et mort avant la mort : chier ou esprit, « seul  esprit capable de chier » -A. Artaud), ce qui se passe par la bouche, parole comme fonction bucolique de ce qu’on ne mange pas, surtout pas cannibaliser son prochain, en parler pour l’apaiser : De consolatione philosophiae  [Feylezofinin Tesellisi, Boèce/Boethius, 1698], philozoophie comme la consolation de ce qui l’inconsolable : Réconcilier avec l’homme, le monde et le divin. Difficile liberté de pardonner, en prendre sur soi, absorber toute négativité pour en monter, exposer et laisser être le neutre, « İl y a » de la nuit cosmique…

Dominical Pastorat

Save of You !

Hıfz Et Kendini Ey İnsanoğlu/kızı

Belle bu tekerlemeleri

Seni aslı bizde saklı kente götürecek…

 

Bir "Compilation of Bibles, a Critical Edition" olan Kuran'ın en esinli şiirlerinde (ilk inen ayetler) dendiği gibi "Selam olsun Batana ve Çıkana, ağaran Tan'a kızıllaşan Şafağa, Yürüyen Dağlara, öten Bülbüle" Güneşe Namaza Haydin Kıyâm'a Ey Adem suyu Havva Khôrası İnsanlık, Amen

Vücudumuzun ve zihnimizin her zerre ve habbesinin eski zaman hayvanlarının virüsler tarafından işlenmiş o değerli ipek böceği ağı kıvamında sarmal DNA'lardan yapıldığını bilerek o virüslere düğmük atıp yatmadan önce üfleyen kadının namaz sonrası cümle duasında CorViri atlaması imkânsız

Eskiden "Hoca/ Papaz çağıralım" denilince "Kim ölecek ki?" denirdi.Şimdi herkes birden öleceğine göre Ruhban Sınıfının "eşlik etme" (kelime-i şahâdet/ extrême onction, vb.) görevi düşmüş oluyor, hızlandırıcı (accélateur) görevi başlıyor: Evangelist misyon Kıyâmeti=Deccâli kolaylaştırma

1-Moderator'lere "kolaylaştırıcı" dendiğini biliyoruz ; 2-Hızlanma ve hızlandırıcılık (Accélérationisme) hızla terminolojiye girdi bile ; 3-"Olay Felsefesi" (event of JC, advenir, avènement; évènement değil) çok az çalışıldı ; 4- Derridacı "Inventio" (in-venire) atlandı ; 5-Agamben kNOWs AnEpidemic's Invention

Teknik ve ilâhi bir Event (W. Bourroughs-vâri): Levent'te Suudi Konsolosluğunda parçalara ayrılan Kaşıkçı cesedinin parçalarından birer kaşık her laboratuvara kültür için gönderilir; en büyük kaşık payı Çin'e ihâle edilmiştir, « Canlı Maymun Beyni Lokantası »nda yenir kazurattan deney yapılır=Corvir2

 

*Alan Watts: “The earth is not a big rock infested with living organisms any more than your skeleton is bones infested with cells. The earth is geological, yes, but this geological entity grows people.”

Reply:

En réponse à @AlanWattsDaily @NateSmithSNF

Database/Ran‏ @ElieElieShabbat · 2 hil y a 2 heures 

Essential (hyperessence des essences divinement animal et d'un rayon de gamma aveuglant: oups je suis là et cogito ergo sum) indéniable est là pour entamer LE/ THE/TODE Tİ/ Aleph-Bé/ Abécédaire de cogiter, le reste est optionnel et facultatif, libre à en faire la philo ou re-ligio rite!

 

Vücudumuzun ve zihnimizin her zerre ve habbesinin eski zaman hayvanlarının virüsler tarafından işlenmiş o değerli ipek böceği ağı kıvamında sarmal DNAlardan yapıldığını bilerek o virüslere düğmük atıp yatmadan önce üfleyen kadının namaz sonrası cümle duasında Corona'yı atlaması imkânsız

Database/Ran‏ @ElieElieShabbat · 2 hil y a 2 heures 

Bir "Compilation of Bibles, a Critical Edition" olan Kuran'ın en esinli şiirlerinde (ilk inen ayetler) dendiği gibi "Selam olsun Batana ve Çıkana, ağaran Tan'a kızıllaşan Şafağa, Yürüyen Dağlara, öten Bülbüle" Güneşe Namaza Haydin Kıyâm'a Ey Adem suyu Havva Khôra'sı İnsanlık, Amen

@rz_yldrm

Nihayet "Sahip Kıran"ın ne anlama geldiğini anladım galiba!..

@mustafa_dmry

ben de cuma günü bir vesileyle

"Sâhib-i Kırân" tamlamasından dönüştüğünü

ve "kırmak" fiiliyle ilgili olmadığını -bir ihtimal tekrar- fark ettim

me :

Öz Türkçe dendikte, Çağrı'nın geldiği ve aslı O'na ait olan bir örneklem açındırması girişiminin aslın kendisi ve zâtı olmadığının, ayn'ı ve Tel'in bir olamıyacağının ve bizâtihi içeriğin kendisinin de bunun üzerine temellük etmesinin hatırlatılması bâbında bir éponyme olabilir mi?

@

Ben de Yavuz Sultan Selim için bu sıfatı kullanan bir yazarın, Mehmed Zaim'in hayat hikayesini okudum bu vesileyle. https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-zaim

Me :

"Nitekim Câmiu’t-tevârîh’in hâtimesinde yer alan&ilk bakışta Osmanlı tarihlerinde görüldüğü üzere dünyanın fâniliğinin  1tasvirinden ibaret gibi görünen pasajların satır aralarında, el konulan zeâmetlerden ötürü III. Murad’ı hedef alan îmâların gizlendiği tesbit edilebilmektedir"

« Kendisinden “zeâmet sahibi Mehmed” [Mehmed Zâim] diye bahsederek ismini âdeta gizli tutan müellifin, [Kuyucu'ca] Sokullu Mehmed Paşa’nın tasfiye edilen ve ellerinden zeâmetleri alınan adamları arasında yer aldığını söylemek hiç de yanlış olmayacaktır » (Foto: 1886 no’lu mezâr Zâim&oğlu)
 
 

Kuyucu Muratlardan kuyruğu yanmış müellifin Halifelik makâmı gaspçısı Yavuz Sultan Selim'e "Sahib-i Kuran" demesi cinâs yollu bir küfür olmuştur (Kurân, O'ndan sorulacak mânasında kinâye).EstfrullahHaşa.Levh-i Mâhvuz'a ne elin ne gönlün değer Kuyucu senin: "Aslı bizde Saklı" der!

Bir alevî deyişi [Ateşte vaftiz olmayan suda vaftizten ne anlar, ya Allâh! Ya şimdi Ruh-ül Kuddüs'ün nefesinden, ey topraktan gelen habbe!] "En-el Hâk"tan mülhem, "İnsan Kurândır" der: En eski ve en yeni bilgilerin toplandığı şimdilik son habbe (DNA zinciri) halkası: Ey Telli Üflemeli Saz (bkz. “Corân à Corde”, video sur Youtube)

*

ElizabethBlahblahblah‏ @ItHadToBeLiz

« It peoples »

Me :

Il peut (en Islam-turc, quand "il" pleut, on dit "rahmet" (misericorde descend, il pourvoit, il en prend des dispositions nécessaires, il a commencé à ménager les choses, il sait mieux que nous ce qu'il faillait quand il faillait). D'où "Il y a" ontologique non-personnifié en Pronom.

2.05.2012

encik

sağol mektup arkadaşım... dünkü yoğun sabahın köründen sonra öğlen toparlanıp yorgos'a değil ama son anda heybeli'de inerek aşıklar tepesine uzandım ve cesaretle eski bit pazarı arkadaşlarımı arayıp onların da tesadüfen piknik yolu üzerinde olduğunu öğrendim. sabah sabah bizi meşki altına alan ürgüp şarabını akşam akşam günbatımında gürültülü bir kalabalık şeklinde tepeden inerken içimizde bin bir fesat, korku ve komplo şakaya ve bin bir senaryoya dönüşerek uçup gitti. arınmış bir şekilde bindiğimiz vapur bizi yorgun aşık misali evlerimize bıraktı. bu çeşm-i hayattan bir şeyler anlar gibi olduğumuz her defasında olduğu gibi hayatın arabı olduk. şimdi perşembeye çok var gidip kuledibi'ne içmek var deyip teklifini peşinen kabul ettiğimi beyan ederim kardeşim. gözlerinden öperim. dönünce manisa salihli kula söke yollarında âmâ bir dilenciye sadaka bir kaç damla göz yaşı borcum var, cemaate rücu edince biline... vardır elbet  herkesin açamadığı ve sırtında taşıdığı, kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan encik gibi etrafında döndüğü bir gizi.

1.05.2012

Ayaklı İran Kütüphanesi

keşke artılarımı geliştirebilsem ve ayaklı İran kütüphanesi olsabilsem,


sana Murtezile'den Sühreverdi'den Lahor'dan Nişapuri'den selamlar getirebilsem

(bu kış karlar altında Antalya'ya gittim

'gizil gelenek' ve şem'lerden söz etmeye

kimse anlamadı haftaya yine gelirim: dedim)



ben altı mayıs'ta Paris'e uçuyorum bir haftalığına

oradan Chateauroux Argenton-sur-Creuse'e eski dostları görmeye

nedense bir şeyler olacakmış da olamıyor gibi bir his var içimde...

bir gün ne yazsam şiir olsun isterdim

bugün resmi bayram tatil olsun isterdim

o zaman yaşasın 1 Mayıs derdim



adaya mı gitsek ne

Aziz Yorgos'u görmeye

dün Moda'da sokakta bir kıza rastladım

dilberi sen sandım ama o sarışındı

hadi şimdi sana öpücükler...



hakikatin emrindeki kulunuz:



P.S.: detaylarla oyna çok eğlenceli oluyor: http://www.akdn.org/museum/detail.asp?artifactid=1640